14 yaşında uykuya daldı, 46 olunca uyandı! Uyuyan güzel masalı gerçek oldu: Bu mümkün mü?
Bir gece uykuya dalıp gözlerinizi açtığınızda aradan onlarca yıl geçtiğini düşünün. Kulağa masal gibi geliyor olabilir ama İsveçli Karolina Olsson’un hikayesi tam da bu nedenle yıllardır dünyanın en gizemli vakaları arasında gösteriliyor...

Henüz 14 yaşındayken derin bir uykuya daldığı öne sürülen Karolina’nın, tam 32 yıl sonra uyandığı iddiası bugün bile şaşkınlık yaratan hikâyeler arasında. Tıp tarihine geçen bu olay nedeniyle Karolina Olsson, gerçek hayattaki Uyuyan Güzel olarak anıldı. Olayın üzerinden yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen uzmanlar hâlâ ne olduğuna dair kesin bir yanıt veremedi. Kimileri bunun nadir bir nörolojik tablo olduğunu savundu, kimileri ise psikolojik bir durum olabileceğini söyledi.

Karolina Olsson 29 Ekim 1861 tarihinde İsveç’in doğu kıyısındaki Oknö Adası civarında dünyaya geldi. Sessiz ve sade bir aile yaşamı vardı. Beş çocuklu ailenin tek kızıydı. Erkek kardeşleri okula giderken o ev işlerinde annesine yardım ediyordu. Ancak küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye büyük ilgi duyduğu ve okuma yazma öğrenmek istediği anlatılıyor.

Ayrıca ailesinden okula gönderilmesini istediği, uzun süre ısrar ettiği ve sonunda bu isteğinin kabul edildiği söyleniyor. O dönem kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime erişimi bugünkü kadar yaygın değildi. Bu nedenle Karolina’nın eğitim isteği çevresinde dikkat çekmişti.

18 Şubat 1876 günü hayatını değiştiren olayın yaşandığı söyleniyor. Soğuk bir kış gününde okuldan eve dönerken donmuş bir su yolundan geçtiği sırada buzda kayarak düştüğü, başını çarptığı ve vücudunda morluklar oluştuğu kayıtlarda yer alıyor. Ailesi bu durumu sert hava koşullarında yaşanabilecek sıradan bir kaza gibi değerlendirdi.

Aynı akşam ev işlerini tamamladıktan sonra yatağına giren Karolina'nın hayatı o gece tamamen değişmişti. Yakınlarının anlattığına göre şiddetli baş ağrısından yakındı ve kısa süre sonra derin bir uyku haline geçti. Onu uyandırmak isteyen ailesi hiçbir karşılık alamadı. İlk günlerde geçici bir rahatsızlık sanılan bu durum günlerden haftalara dönünce garip bir hâl almaya başladı. Ailesi bu süreçte Karolina'nın nefes aldığını, zaman zaman hafif hareket ettiğini ancak uyanmadığını söyledi. Annesinin kızına süt ve şekerli su verdiği, temizliğini yaptığı ve sürekli yanında kaldığı da anlatılıyor.

Kısa sürede olay tüm bölgede duyulmuştu. Komşular ve çevre kasabalardan insanlar eve gelerek genç kızı görmek istedi. Kimileri yüksek sesle konuşarak uyandırmaya çalıştı, kimileri dini yöntemlere başvurdu. Ancak hiçbir girişimin sonuç vermediği ifade edildi. Bunun üzerine doktorlar çağırıldığında ilk muayeneleri yapan hekimlerin Karolina’nın komaya benzer bir durumda olabileceğini düşündüğü aktarılıyor. Ancak o dönemin tıbbi imkanları sınırlıydı. Beyin görüntüleme cihazları yoktu, gelişmiş laboratuvar testleri yoktu ve nörolojik bozukluklar bugünkü kadar iyi tanınmıyordu.

İsveç’in çeşitli bölgelerinden doktorların Oknö’ye giderek vakayı incelediği belirtiliyor. Olayın dönemin tıp dergilerine kadar ulaştığı, uzmanların birbirine mektuplar gönderdiği yazılıyor. Buna rağmen kesin tanı konulamadı. Karolina’nın sadece uyuyor gibi göründüğü söylenmişti. Yıllar geçtikçe hikaye daha da büyüdü ve bu hikâye halkın kendisini yaşayan bir sır olarak görmeye başlamasına yol açtı.

Bazı anlatımlarda zaman zaman ses çıkardığı, ağladığı ya da yatakta kıpırdadığı öne sürüldü. Ancak bilinçli bir konuşma ya da normal günlük yaşam belirtisi görülmemiş. 1904 yılında annesinin hayatını kaybetmesi, vakada önemli bir dönüm noktası olarak gösteriliyor. Çünkü yıllarca Karolina’ya en yakından bakan kişi annesiydi. Daha sonra evde bir yardımcı çalışmaya başladı. Bu dönemde Karolina’nın kilo kaybettiği de iddia edildi.

3 Nisan 1908 tarihinde ise en şaşırtıcı gelişme yaşandı. Evde çalışan hizmetçi, odadan gelen sesleri duyduğunu ve Karolina’yı yerde uyanık halde bulduğunu söyledi. Konuşmakta zorlandığı, oldukça güçsüz olduğu ve çevresine yabancı baktığı gözleniyordu. Haberi alır almaz eve koşan ailesi kendilerini Karolina'nın kardeşlerini tanımamasıyla başlayan bir durumun içinde bulduğunu söylüyor. Buna karşılık yalnızca çocukluk dönemine ait anılarını hatırlıyordu.

Karolina daha sonra Stockholm’de doktorlar ve psikiyatristler tarafından değerlendirildi. Bazı kaynaklarda fiziksel olarak şaşırtıcı derecede iyi durumda olduğu, temel zihinsel becerilerini koruduğu ve yeniden okumaya yazmaya uyum sağladığı aktarılıyor. Bazı araştırmacılar bunun bugünkü adıyla dissosiyatif bozukluklara benzeyebileceğini düşünüyor. Bazıları ise uzun süreli katatoni benzeri bir tablo olabileceğini söyledi. Ancak modern testler yapılmadığı için hiçbir teori kesinleşmedi.

Karolina’nın daha sonra sakin bir hayat sürdürdüğü ve doğduğu bölgede yaşamaya devam ettiği biliniyor. Nisan 1950 tarihinde 88 yaşında hayatını kaybettiği kayıtlara geçti. Ardında ise hâlâ çözülememiş bir sır bıraktı.
İlginizi Çekebilir
Tümünü Gör →
Kavurmaya ekleyince lezzeti nefis oluyor! Şeflerin bir numaralı tüyosu
24 saat suyun içinde bekletin! Çamaşır sularını rafa kaldırıyor: Güneşte bekletin
Prenses Diana'dan bugüne! Kate Middleton'ın Anzak Günü taktığı nadir mücevherin hikâyesi




